Bir zamanlar küresel petrol piyasasının en güçlü aktörlerinden biri olan Petrol İhraç Eden Ülkeler Örgütü (OPEC), Birleşik Arap Emirlikleri’nin (BAE) ayrılma kararıyla sarsıntılı bir döneme girdi. BAE’nin OPEC’den ayrılma sürecinin arka planında, Suudi Arabistan ile yıllardır devam eden gerginliklerin yanı sıra, İran’ın bölgedeki etkisi ve petrol üretim politikaları da bulunuyor.
BAE, 1 Mayıs’ta bu ayrılığı resmileştirmeyi planlıyor. Eğer bu gerçekleşirse, OPEC, kendi içinde önemli bir darbe almış olacak. BAE’nin ayrılma kararının ardında, İran’ın Hürmüz Boğazı’ndaki ABD ve İsrail müttefiklerine yönelik saldırılarının BAE’nin petrol ihracatını ciddi şekilde sıkıştırması da etkili oldu. 1967 yılından beri OPEC üyesi olan BAE, Suudi Arabistan ile Irak’ın ardından en büyük üçüncü petrol üreticisi konumundaydı.
BAE Enerji Bakanlığı, ülkenin üretim politikalarının kapsamlı bir şekilde gözden geçirilerek ayrılma kararı alındığını duyurdu. Ayrıca, BAE’nin 2027 yılına kadar günlük 5 milyon varil üretim kapasitesine ulaşma hedefinin, hareket özgürlüğüne duyulan ihtiyaçla ilişkilendirildiği belirtiliyor. Düşük karbonlu enerjiye geçiş hedefinin de bu kararda etkili olduğu düşünülüyor.
Ancak gerçek nedenler çok daha karmaşık. BAE, uzun süredir Suudi Arabistan’ın petrol üretimini kısıtlama kararlarından rahatsızdı. Suudi Arabistan, petrol piyasasının canlandırılması için bu tür kararlar alırken, iki ülke arasındaki gerginlik OPEC’in birliği hakkında soru işaretleri oluşturmuştu. Üye ülkeler arasında devam eden rekabet ve farklı hedefler, iç çatışmalara zemin hazırladı.
BAE Emiri’nin diplomatik danışmanı Anwar Gargas, Gulf Influencers Forumu’nda yaptığı açıklamada, İran saldırılarının ülkesini korumak için yeterli çaba göstermedikleri gerekçesiyle hem Arap ülkelerini hem de Körfez ülkelerini eleştirdi. Bu eleştiri, OPEC için de geçerlidir; BAE, İran karşısında yalnız bırakıldığını düşünüyor. OPEC’in karşılaştığı zorluklar sadece iç sorunlarla sınırlı değil; ABD gibi OPEC üyesi olmayan ülkelerin yükselişi, kartelin küresel petrol piyasasındaki konumunu daha da karmaşık hale getiriyor.
OPEC üyesi olmayan ülkelerin üretiminin artması, örgütün fiyatlar üzerindeki etkisini azaltıyor. Bu durum, arz fazlasına ve ekonomik istikrarsızlığa yol açabilir. OPEC için tehlike çanları çalarken, üye ülkelerin çıkarlarını birleştirip değişen koşullara uyum sağlamaması durumunda geleceği belirsiz görünüyor.
BAE’nin ayrılması, OPEC için büyük bir moral darbesi oldu. Yıllarca süren işbirliği, bu ayrılıkla zayıflamış durumda. Ancak bazı uzmanlar, BAE’nin ayrılma kararının hemen küresel enerji piyasasında büyük bir etki yaratmayacağını, Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılması durumunda arzın normalde olacağından daha yüksek olacağını belirtiyor.
Bu gelişmelerin en önemli kazananı ise kesinlikle ABD Başkanı Donald Trump oldu. OPEC’i petrol fiyatlarını artırmakla suçlayan Trump, geçen hafta BAE ile mali destek paketi görüşmeleri yaptıklarını da duyurmuştu. İran’la savaşın yaratacağı olası kriz derinleşirse, iki ülkenin merkez bankalarının karşılıklı destek sağlama ihtimali gündeme geliyor.
OPEC’in geleceği belirsizliğini korurken, BAE’nin bu ayrılışı, küresel enerji dinamiklerini yeniden şekillendirebilir.